|
Hattuşa 1986
yılından beri, UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası Listesinde”,
ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001
yılından itibaren yine UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesinde”
yer almaktadır. Bugüne kadar bulunmuş olan 31.519 adet çivi
yazılı tablet halen İstanbul’ daki Müzeler (Eski Şark
Eserleri Müzesi, Arkeoloji Müzesi), Ankara Anadolu
Medeniyetleri Müzesi ile Çorum ve Boğazkale Müzelerinde
korunmaktadır. Akadça ve Hititçe olan Boğazkale
tabletleri, bir devlet arşivi belgeleri olarak kanunlar,
antlaşmalar ve yazışmaların yanısıra dini ve edebi
metinlerden oluşmaktadır.
Hattuşa-Boğazkale
Mısır, Babil ve
Mitanni gibi Eski Doğu’nun büyük güçlerinden biri olan
Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu’nun
büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye’ye
hükmetmişlerdir. Bu İmparatorluğun başkenti Hattuşa,
Çorum’un 80 kilometre güneybatısında, Boğazkale
ilçesindedir. Bölge 1988 yılında Tarihi Milli Parklar
statüsüne alınmıştır.
Hattuşa 1834
yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından
keşfedilmiştir. Bu sadece Hattuşa’nın keşfi değil, tamamen
unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir.
1893-94’te Ernest Chantre’nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk
çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadar ki dönemde pek
çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa’yı ziyaret etmiştir.
Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey’in desteğini alan aynı
müzenin konservatörü Theodor Makridi Bey, 1906 yılında ilk
büyük çaplı kazıyı başlatır, zamanın çiviyazısı uzmanı
Assiriyolog Hugo Winckler’i de kazı heyetine alarak,
burasının Hitit başkenti Hattuşa olduğunu tespit ederler.
1931-39 yılları arasında ve 2. Dünya Savaşı nedeniyle
verilen aradan sonra 1952’de yeniden başlatılan kazılar,
kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından
sürdürülmektedir.
İlk yerleşim
izleri, Kalkolitik (Taş) Çağ’a kadar (M.Ö. 5000)
inmektedir. Kesintisiz yerleşmeye başlanılması ise, Eski
Tunç Çağı’nın sonlarına (M.Ö. 3000) doğru olmuştur.
Bölgenin yerli halkı olan Hattiler, burada bir kent kurup,
Hattuş adını vermişlerdir.
M. Ö 20.
yüzyıl’da Orta Dicle Bölgesi’nden gelen Assurlu tüccarlar,
Hatti yerleşmesinin hemen dışında, bir Karum, (bir ticaret
kolonisi) kurmuşlardır. Bu yıllarda Kaniş/Neşa’nın (Kayseri
yanındaki günümüz Kültepe’si) denetimi altındaki, Assur
Ticaret Kolonileri, Güneydoğu ve Orta Anadolu’ya
yayılmıştır. Adının Hattuş olduğu bilinen bu yerleşimi M. Ö
1700’lerde ilk Hitit Büyük Kral’ı Kuşşara’lı Kral Anitta
yıkmıştır.
Hitit yazılı
kaynaklarından anlaşıldığına göre, I. Hattuşili’nin iktidara
gelmesiyle (M.Ö. 1665-1640) Hattuşa, Hititlerin başkenti
olmuştur.
Hitit
İmparatorluk döneminde, yani M. Ö 14 ve 13. yüzyıllarda,
şehir yaklaşık olarak altı kilometre uzunluğunda bir surla
çevrilmiştir. Daha geç bir imar evresinde bu surların önüne
ikinci bir duvar daha örülerek, kent daha sıkı bir
savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan,
anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam
durumda gelmiştir. Güney batıda, dış yüzünde aslan
yontuları bulunan Aslanlı Kapı’yla, iç yüzünde, silahlı
tanrının bulunduğu Kral Kapı, bunların en önemlileridir.
Kentin güney ucundaki Yer Kapı’nın özel bir rolü olmalıydı.
Burada 30 m. yüksekliğinde, 250 m. uzunluğunda ve 80 m.
genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set
üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer
alır. Bu kapının tam altında, Hatuşa’nın bugün içinden
geçilebilen tek potern (tünel) vardır. 71 m. uzunluğunda ve
3 m. yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına
çıkılmaktadır.
Şehirde ayakta
kalmış, izlenebilen yapıların büyük bölümü, surlar gibi, M.Ö
13. yy.’ dan kalmadır. Kraliyet yapılarının yer aldığı
Büyükkale’de, direkli galerilerle çevrili avlular, konutlar,
depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla, büyük bir
saraya ait kalıntılar ortaya çıkartılmıştır.
Hitit
metinlerinde sık sık “Hattuşa Ülkesinin bin tanrısından” söz
edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu İmparatorluk
başkenti Hattuşa’da kendilerine bir tapınım yeri
edinebilmişlerdir. Başkent Hattuşa’da bugüne kadar 31
yapı, tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa’nın en büyük
dini yapısı olan Büyük Tapınak, aşağı şehirdeki konutların
ortasında tek tapınak olarak yükselir. İki kült odası olduğu
için tapınak, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan
fırtına tanrısı ile Arinna’nın güneş tanrıça’sına adanmış
olmalıdır.
Yukarı şehir’de
tapınaklar yanında, kraliyet saraylarının bulunduğu
Büyükkale’nin önünde, resmi işlere ayrılmış, bazı anıtsal
yapılar açığa çıkartılmıştır. Şehrin bu bölümünde, son
Hitit Büyük Kralı II.Şuppiluliuma’ nın Luvi
hiyeroglifleriyle, taş üzerine kazınmış, kendisi ve babası
IV. Tuthaliya’nın yaptığı işleri anlatan iki büyük yazıt
bulunmaktadır.
Hattuşa’da son
yıllarda yapılan kazıların ağırlık noktasını şehrin, hatta
Hitit devletinin ekonomisine ışık tutan kazılar
oluşturmuştur. İmparatorluk döneminde, M.Ö. 13. yy.’a
tarihlenen şehrin Büyükkaya sırtında, büyük boyutlarda,
sayıları 11’ i bulan yeraltı siloları bulunmuştur.
Hitit
İmparatorluğu’nun M. Ö 1200 yıllarından hemen sonra
yıkılmasıyla, Anadolu Tunç Çağları da sona erer. Bununla
beraber, Hattuşa şehrinin arazisinin yerleşim tarihi devam
eder. M. Ö 12. yüzyılın başlarında, Erken Demir Çağı’na
tarihlenen yeni yerleşme, Frig etkilerini yansıtan bir
taşra kasabasına dönüşüp büyümeye başlaması ancak, M.Ö 8.
yy.’ da gerçekleşir. Yerleşim, Pers döneminde de devam
etmiştir. Hellenistik, Galat, Roma ve Bizans’a ait yerleşme
ve tahkimat izleri de görülmektedir.
Yazılıkaya
Tapınağı
Hattuşa’nın en
büyük ve en etkileyici kutsal mekanı, şehrin dışında yer
alan, yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya Açık Hava
Tapınağı’dır. Tapınak’ta 90’dan fazla tanrı, tanrıça, hayvan
ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeyine işlenmiştir.
Tanrı ve tanrıça
dizileri, İmparatorluk panteonunun baş tanrıları olan
fırtına tanrısı ve güneş tanrıçası’ nın maiyetini
oluşturuyordu. Bu yorum sonucunda; Yazılıkaya “Yeni yıl
şenlikleri evi” olarak tanımlanabilir. Hitit kült (dini
tören) metinlerine göre yeni yıl ve ilkbahar törenlerinde
bir araya gelen tüm tanrılar “fırtına tanrısı’nın evi’nde”
toplanırlardı. Bu şenlikte kentin diğer tüm tapınaklarından
tanrı heykellerinin törensel bir alayla Yazılıkaya’ ya
taşınmış olabileceği değerlendirilmektedir.
Yazılıkaya A
Odasında kayaya işlenmiş kabartma figürlerin özel bir düzeni
ve tertibi vardır. Burada sol kaya yüzeyinde ikisi dışında
yalnız tanrılar, buna karşın sağ tarafta da yalnız
tanrıçalar belirtilmiştir. Ana sahnede fırtına tanrısı ile
eşi güneş tanrıçası ve ortak çocuklarının karşılaşması
tasvir edilmiştir. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha
büyük boyutlarda büyük Kral IV. Tuthaliya işlenmiştir.
Kral, güneş tanrısı’nın törensel kıyafetinde, elinde
egemenlik sembolü olan ucu kıvrık asa tutar durumda, iki
tepe üzerinde tasvir edilmiştir. Bu kutsal alanın bu kral
tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
B Odasındaki
kabartmalar ana odadaki gibi kuşaklar halinde değildir; yan
duvarlara dört bağımsız figür işlenmiştir. A Odası’nın
başlangıcında tanrılar geçidinde de tasvir edilen ve orak
biçimli kılıç taşıyan oniki tanrı ve “Kılıç Tanrısı” Nergal,
öbür dünya ile ilişki kuran yeraltı tanrıları anlamında
olmalıdır. Büyük Kral IV. Tuthaliya’nın koruyucu tanrısı
olan Şarruma, krala sarılmış ve ona yol gösteren bir durumda
tasvir edilmiştir. Büyük Kral IV. Tuthaliya’nın ismi
hiyeroglif yazıyla belirtilmiştir.
Alacahöyük
Çorum’un 45 km.
güneybatısında, Ankara’nın 160 km. doğusundadır.
Eski Tunç Çağı
ve Hitit çağında çok önemli bir kült (dini tören) ve sanat
merkezi olan Alacahöyük’te 4 uygarlık çağı açığa
çıkartılmıştır.
Alacahöyük’te 1.
uygarlık çağı, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu-Osmanlı
dönemleri ile temsil edilmektedir. 1. kültür katta, Geç Frig
çağında höyüğün her yanı iskan edilmiştir. Küçük evlerden
oluşan bu kat, seramiğine göre, M.Ö. 650’den daha eski
değildir.
Mabedi, büyük
yapıları, özel-blok evleri, sokakları, büyük küçük su
kanalları, şehir suru, biri kabartmalı ortastadlarla süslü
sfenksli, diğeri poternli anıtsal kapılarıyla Hitit
İmparatorluk Çağı’nın müstahkem olmayan, düz ovaya kurulan
tipik temsilcisi höyüğün 2. kültür katını oluşturur.
Kalker temel
üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş olan Sfenksli Kapının
genişliği 10 metredir. O, bir yolla bağlandığı büyük mabedin
anıtsal geçididir.
Alacahöyük 3.
uygarlık katını Eski Tunç Çağı (M. Ö 2500-2000) oluşturur.
Hitit kültürüne kaynaklık eden kültürlerin önde geleni olan
yerli Hatti uygarlığı’nın aydınlanmasında çok katkıları olan
Alacahöyük Eski Tunç Çağı hanedan mezarları, bu çağın en
önemli buluntularıdır. İntramural mezarlar özel olarak
ayrılmış bir alanda toplanmıştır. Dört yanı taşla örülmüş
dikdörtgen mezarlar ahşap hatıllarla(kiriş) kapatılmış,
damları üzerine kurban edilmiş sığır başları, bacakları
yerleştirilmiştir. Altın, gümüş, elektrum, bakır, tunç,
demir ve değerli taşlardan oluşan zengin ölü hediyeleri
onların hanedana ait olduklarını göstermektedir. Çoğu altın,
gümüş kapların dövme, dökme, kakma teknikleri, altın
mücevheratın ince süsleri uzun bir gelişmenin ürünleridir.
4. kültür katını
oluşturan Geç Kalkolitik Çağ ana toprak üzerine kurulmuş ilk
uygarlıktır.
Ortaköy-Şapinuva
Hitit Devletinin önemli
kentlerinden biri olan Şapinuva, (Ortaköy), Çorum’ un 53 km.
güneydoğusundadır. Çekerek nehri etrafında yer alan Göynücek
Ovası ile Alaca Ovası arasındaki geçit üzerindedir.

Hitit Çağında,
hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir
noktada yer alan şehir, önemli bir askeri ve dini merkezdir.
Ortaköy kazılarında açığa çıkan ve sayıları 4.000’e ulaşan
çivi yazılı tablet ve fragmanların (parça) oluşturduğu
arşivde, Hititçe yazılmış olanların yanısıra Hattice,
Hurrice ve Akadca yazılmış idari, askeri, dini ve fal
metinleri bulunmakta olup, bunların büyük bir kısmı Orta
Hitit dönemine (M.Ö. 14. yy) aittir. Buradaki yazışmalardan
Taşmişarri (III. Tuthaliya) – Taduhepa kraliyet ailesinin bu
şehirde hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Devam eden kazı
çalışmalarında bugüne kadar A binası ismi verilen anıtsal
idari yapı ve B Binası olarak adlandırılan ticari yapı açığa
çıkartılmıştır.
Hüseyindede
Eski Hitit Kült Merkezi
Hüseyindede,
Sungurlu ilçesi, Yörüklü Kasabası’nın yaklaşık 2.5 km
güneyinde yer alan bir tepedir. Bu tepenin güney ucundaki
hafif eğimli arazi; Eski Hitit Dönemi yerleşim
alanlarındandır.

Sungurlu Yörüklü Beldesi
Kazılarında
Bulunan Hitit Dönemine ait
Kabartmalı Vazo
Hüseyindede’de
bulunan önemli eserler kabartmalı vazolardır. Buradaki kült
yapısında bulunan ve tümlenebilen her iki vazonun
frizlerinde, müzik ve dans eşliğinde sürdürülen kült
törenleri sahnelenmiştir. Hitit dini bayramlarında
gerçekleştirilen dans ve müziğin önemli yer tuttuğu bu
törenlerin konu zenginliği, yazılı belgelerden de
bilinmektedir. Hüseyindede vazolarında, Hatti geleneğini
sürdüren ve Fırtına Tanrısı’na tapınmada önemli yer tutan
tasvirler bulunmaktadır. Vazolar, yazılı belgelerde
anlatılan çeşitli bayram törenlerinin hikaye şeklinde
tasvirine en uygun sanat eserleridir.
Kapılıkaya
Anıtsal Kaya Mezarı
Çorum-Osmancık
karayolunun Kırkdilim mevkiinde yolun sağında, derin
vadilerin oluşturduğu engebeli bir arazi üzerinde yer
almaktadır.
Hellenistik
Döneme tarihlenmekte olup, (M. Ö. II. yy) komutan İKEZIOS’a
aittir. Çay seviyesinden yüksekliği 65 m. dir.

DİĞER YAPILAR
Hüseyin Gazi
Türbesi
Alaca’nın güneyinde, Mahmudiye
Köyünün yakınında yer alan yapı kompleksi, 13 yy.’a
tarihlendirilmektedir. Hüseyin Gazi Külliyesi; medrese,
medresenin girişindeki aşevi, doğusunda türbe, kuzeyinde
havuz, avlunun kuzeyinde çeşme ve kompleksin kuzeydoğusunda
bugün depo olarak kullanılan misafirhane yapısından
oluşmaktadır.
Çorum Kalesi
Şehrin
güneyinde, alçak bir tepe üzerinde, ovaya hakim bir konumda
kurulmuş olan kalenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir.
17. yy. da
Çorum’a gelen Evliya Çelebi kalenin Sultan Kılıç Arslan
tarafından inşa edilmiş bir Selçuklu yapısı olduğunu
anlatır.
Kale, kare planlıdır.
Yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş, moloz taş ve
Roma-Bizans dönemlerine ait devşirme taşlar kullanılmıştır.
Kale içinde küçük bir cami ile konutlar yer almaktadır.

İskilip Kalesi
İlçe merkezinde bulunan
ve Osmanlı Dönemine tarihlenen kalenin üç yanı sarp kayalık
olup, sadece kuzey-batıdan çıkış mümkündür. Kalenin inşa
edildiği sarp kayalığın eteklerinde Roma Devrine ait kaya
mezarları bulunmaktadır.

Osmancık Kandiber
Kalesi
İlçe Merkezinde
Kızılırmak’ın kuzey kenarındaki tabii kayalığın üzerine inşa
edilmiştir. Selçuklu Dönemine tarihlenen kale içinde ikinci
bir kapı daha bulunmaktadır. Kale, İstanbul’dan Amasya’ya
uzanan ticaret yolu üzerindedir. Kalenin güneyinde Roma
Dönemi kaya mezarları yer almaktadır.

Hacıhamza
Kalesi
Hacıhamza Beldesindeki İncesu
Deresi’nin kuzeyinde yer alan kale yamuk planlıdır. Şeriye
Sicil kayıtlarında III. Ahmet tarafından 1723 yılında
yapıldığı anlaşılan kale, 1940’lı yıllara kadar kasaba
halkını içinde barındırmıştır.
İskilip’te Redif
Kışlası
Kışla, kuzey –
güney istikametinde dikdörtgen planlıdır. Bodrum kat dahil
üç katlıdır. Yapı 20. yy. başına tarihlenmekte olup, Geç
Osmanlı Devri mimari özelliklerini yansıtmaktadır.
Çorum Saat
Kulesi
Şehrin
merkezinde ve minare stilinde yapılmıştır. Beşiktaş Muhafızı
Çorumlu Yedi-Sekiz Hasan Paşa tarafından 1894 yılında
yaptırılmıştır. Güneye açılan yuvarlak kemerli kapısı
üzerinde, 8 sıralı araları cetvelli ve 1312 tarihli mermer
kitabede:
“Şehinşah-ı
zaman Abdülhamid Han-ı keremkarın
Ferman-ı
kiramından Hasan Paşa-yı bihemta
Bütün evkatını
vakf eyledi ihya-i hayrata
Muvvaffak eylesun her dem anı
amaline Mevla
Bu saat kulesi
ez cümle hayrat-ı güzininden
Yapıldı yümn-ü
evferle bu şehri eyledi ihya
Çıkup bir vakt-i eşrefde
yazıldı babına tarih
Bu mikat-i
celili yapdı bak Lütfi Hasan Paşa, 1312” yazılıdır.
Sarı renkli
kesme kum taşından yapılan kulede, sekizgen kaideden Türk
üçgeni motifli bir papuçla gövdeye geçilmektedir. Üzeri
kurşun kubbeyle örtülü olan kulenin dört bir tarafında saat
kadranı vardır. Şerefeye yuvarlak kemerli kapıdan 81
basamaklı merdivenle çıkılmaktadır.

Sungurlu Saat
Kulesi
Kule, 1891
yılında Kaymakam Edip Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare
prizma gövdelidir. İkinci kat hariç her katta yuvarlak
kemerli küçük pencereler yer alır. Kesme taştan yapılan
kulenin en üst katında, dalgalı saçaklı ahşap bir köşk, onun
altında dört yönde yuvarlak saat kadranı ve altta demir
parmaklıklı bir balkon bulunur.

Koyunbaba
Türbesi
Osmancık İlçe
merkezinde bulunan ve Osmanlı padişahlarından Sultan II.
Beyazıt zamanında 1469 tarihinde yaptırılan türbe, yüksekçe
bir tepe üzerinde kurulmuştur. Evliya Çelebi’ye göre türbe
alanında cami, yemekhane, ziyafet odası, konuk evleri ve
kurşun kaplı bir türbe yaptırılmıştır. Ancak, türbe
dışındaki yapıların bugün temelleri kalmıştır. Türbenin
çift kanatlı, derin oyma tekniği ile işlenmiş ahşap kapısı
bugün Çorum Müzesi’nde korunmaktadır. Türbe 1989 yılında
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Veli Paşa Hanı
Çepni Mahallesinde yer alan
han, Yozgat Beylerinden Veli Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Yapım tarihi bilinmemektedir. Ahşap olan ve 1.000 m². lik
bir alanı kaplayan han iki katlı olup yalnız ön cepheye
bakan köşk bölümü üç katlıdır. Gerek planı gerekse mimari
açıdan Osmanlı Çağı hanlarına örnek teşkil etmektedir.
Market olarak kullanılmaktadır.
Yeni Hamam
Erzurum
Beylerbeyi Ali Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılan
hamam, dikdörtgen planlı olup yapı malzemesi olarak taş
kullanılmıştır. İki kısımdan oluşmaktadır.
Paşa Hamamı
Tacettin İbrahim Paşa
Bin Hacı Bey tarafından 1484 yılında yaptırılmıştır
Hacıhamza Hamamı
1514 yılında
Sinan Paşa tarafından yaptırılan hamama giriş, iki kapı
ile sağlanmaktadır. Soyunmalık, ılıklık ve iki adet sıcaklık
kısmı vardır.
Koyunbaba
Köprüsü
Osmancık İlçe
merkezinde Kızılırmak üzerinde bulunan Koyunbaba Köprüsü II.
Beyazıt zamanında yapılmıştır. Yapımına 1484 yılında
başlanmış, 1489 yılında tamamlanmıştır. Uzunluğu 250 m.,
genişliği 7,5 m. olan köprü dikdörtgen kesitli sarı kesme
taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli 19 gözlüdür. Ancak
bugün zamanla ırmak birikintileriyle dolması nedeniyle 15
gözü görülebilmektedir.
Adını ünlü Türk
velilerinden Koyunbaba’ dan alan köprünün kitabesi Arapça
harflerle yazılmıştır. Birbirine paralel 5 sıradan meydana
gelmektedir. Kitabede köprüyü yaptırandan bahsedilmekte
olup, köprü mimarı hakkında herhangi bir bilgi
verilmemektedir. Kitabede:
“Yardımından
dolayı Alllah’a Hamd ve doğru yolun klavuzu Muhammed ve onun
yüce ailesine ve halkı doğru yola yönelten ashabına salat
olsun. Dünya, ibret sahiplerinin nazarında hayır ve geçit
köprüsüdür. Yaratıklar için sürekli hayat ve sevinç
imkansızdır. Ne mutlu o başlangıç ve sonu düşünen kimseye
ki, ahiret yolcuğuna devir için sevap edine. Sürüp giden
sadaka ise, ne güzel sevaptır. Sadır ola bu yüce emir, bütün
ülkelerde sürekli geçerli olsun.
Ulu, adaletli,
bilgin sultan ve yiğit, yüce hakan, milletlerin yönetimini
elinde tutan, arap ve acem sultanlarının sultanı, gazi ve
mücahitlerin efendisi, kafir ve müşrikleri kahreden, krallar
sultanı ve denizler hakanı, ihsan ve kudret sahibi Allah’ın
desteklediği “ Sultan Ebül-Fetih Beyazıt bin Mehmet Han”.
Allah onun saltanatını gece ve gündüzler birbirini izledikçe
sürdürsün. Kıyamet gününde sevaba ermek, üzerinden geçenlere
ibret olmak, umum tarafından faydalanılmak amacıyla sürekli
bir hayır olan bu değerli köprünün sağlam olarak yapılmasını
emreyledi. Bu hayırlı eserin tesisi, 889 senesinin Şaban
ayında başlandı ve 894 senesinde tamam oldu “
denilmektedir.

Maraz Hatça
Çeşmesi
Yeniyol Mahallesi, Eskisaray 3.
Çıkmaz Sokakta bulunan oluk kısmı blok taşa oyulmuştur. Üst
kısmındaki kaş kemerin üst kısmında 1342 tarihli bir kitabe
yer almaktadır.
Baltacı Mehmet
Paşa Çeşmesi
Osmancık’ta bulunan
çeşme, Baltacı Mehmet Paşa’nın birinci sadrazamlığı
sırasında 1705 yılında yaptırdığı dört çeşmeden biri
ve ayakta olanıdır. Batıya bakan ön yüzünde beyaz mermerden,
üç sütun üzerine 18 mısralık bir kitabesi vardır.

GEZİ YERLERİ
Çorum bölgesi, tarihi ve kültürel varlıkları yanında ;
halkın gezebileceği ve piknik yapabileceği bir çok tabiat
güzelliklerine de sahiptir.
Çatak Tabiat Parkı
İl merkezine 22 km. uzaklıkta, en rahat gidilip
gelinebilen bu mesire yeri, günübirlik piknik yapmaya uygun
olarak düzenlenmiştir. Orman alanı ağırlıklı olarak karaçam
ağaçları ile kaplıdır.
Kargı ( Eğinönü ) Yaylası
Kargı ilçesinin kuzeyindeki yüksek dağlık bölgede yer
almaktadır. Çorum’a 140 km, Kargı’ya 26 Km uzaklıktadır.
Kargı Yaylası bölgede birbirine bağlantılı şekilde bulunan
; Aksu, Karandu, Göl, Örencik, Karaboya ve Gökçedoğan
yaylaları ile bir grup oluşturmaktadır. Bu yaylalarda,
yöresel yayla mimarisine uygun yayla evleri geleneği halen
devam etmekte olup Aksu ve Gökçedoğan göletleri
bulunmaktadır.
Abdullah Yaylası
Kargı ilçesinde, İlin en yüksek noktası olan Kös Dağı
(2.050m) üzerinde yer almaktadır. Çorum’a uzaklığı 114 km’
dir. İstanbul-Osmancık-Samsun karayoluna 12 km. mesafededir.
1.450 m. rakıma sahiptir. Bozulmamış doğası, sarıçam,
karaçam ve diğer kendine özgü bitki örtüsü ile gezmek, kamp
kurmak ve piknik yapmak için uygun yaylalardandır. Yaylada
22 yataklı konaklama ünitesi ve lokanta bulunmaktadır.
Bayat Kunduzlu ve Kuşçaçimeni Yaylaları
Çorum İli Bayat İlçesi sınırları içerisinde ,
ilçenin kuzeyindeki dağlık Karatepe mevkiinde yer
almaktadır. İl Merkezine 100 km. İlçe Merkezine 25 km.
uzaklıktadır. Yaklaşık 1800 metre rakımlıdır. Yöre halkı
yayla geleneğini bu yaylalarda sürdürmektedir. Zengin bitki
örtüsü ile kaplı olan yaylalarda sarıçam, karaçam ve köknar
ormanları dikkati çekmektedir. Bol su kaynakları ve
bozulmamış tabiat yapısı ile yayla turizmine elverişli
alanların başında gelir.
Karaca Yaylası
Osmancık ilçesine bağlı Başpınar beldesinde
bulunmaktadır. Çorum-Osmancık yoluna 20 km , Çorum’a 50 km
mesafededir. Bölgeye İstanbul-Samsun Karayolu ve
Ankara-Çorum-Osmancık Karayolundan ulaşmak mümkündür.
Sıklık Mesire Yeri
Çorum- Samsun karayolu üzerinde , günübirlik gidilen
İl merkezine yakın bir mesire yeridir.
Bahabey Çamlığı
Çorum
Devlet Hastanesi bitişiğinde bulunmaktadır. Halkın piknik
yapma amacıyla gittiği yerlerdendir.
İncesu Kanyonu
Ortaköy İlçesi İncesu Köyündedir. Tek giriş ve çıkışı
bulunan İncesu Kanyonu, 12,5 km uzunluğundadır. Genişliği
40-60 m. arasında değişmektedir. Kanyonun her iki yamacı
sarp kayalık olup, yer yer ormanlık alanlara rastlamak
mümkündür. Kanyon, mevsimine göre rafting ve trekking
sporları için uygun özellikler taşımaktadır.
KONAKLAMA YERLERİ
|
Üç yıldızlı oteller; |
|
|
Çorum’ da |
Anitta Otel - 0-364-213 85 16 / 17-18-19 |
| |
Büyük Otel - 0-364-224 69 92 |
| |
Dalgıçlar Otel - 0-364-223 09 09 |
|
|
|
|
Sungurlu’ da |
Mavi
Ocak Motel-Restorant - 0-364-313 00 33 |
| |
|
|
İki yıldızlı oteller; |
|
|
Çorum’ da |
Kolağası Otel - 0-364-213 54 51 |
| |
Otel
Pithana - 0-364-213 19 71 |
|
|
Sarıgül Oteli - 0-364-224 21 25 |
|
Boğazkale’ de |
Aşıkoğlu Oteli - 0-364 452 20 04 |
LOKANTALAR
Turizm
İşletme Belgeli; merkezde Katipler Konağı, Büyük Vadi
Dinlenme Tesisleri ve Sungurlu’da Baktat Dinlenme Tesisleri
restoran olarak hizmet vermektedir. Ayrıca Antep Sofrası,
Ada Lokantası, Özbeyler İskender, Hacıbey Lokantası, Oltu
Çağ Kebapçısı, Konak ZD, Hancılar Et Lokantası, Güleryüz
Restoran, Hasan Zahir Et Lokantası ve Ata Restoran hizmet
vermektedir. |